26 Kasım 2013 Salı

Toz Şehrin Hikayesi

 
  Vücut karşısındakinin tadına baktığında başlar onu tanımaya.Asla fark ettirmez hareketlerini.Sessizdir hep.Ne kadar sıcak olduğuna bakmadan tamam diyemez kimse.Düşüncelerini göremezsin kimsenin,ona yeterince dokunmadan.Ten daimidir çünkü.Ona ulaşamadan dokunamazsın acılara ya da anılara.İstediği kadar tatsın ölümleri.Şimdi tek başımayım desin.Kabullensin yalnızlığı.Vücut unutmaz karşısındakini.Herkes unutur.Herkes susar.O unutmaz..
  İnsanlar acılar hakkında kolayca yazarlar her zaman.Sayfalar doldurabilirsin acılar hakkında.Yaşanmışlardır çünkü.Ne kadar kötü de olsa birilerinin başından geçmişlerdir.Gerçektir onlar ve olabildiğince bireysel.Oysa mutluluk hakkında ne yazılabilir ? Hayat mutlu olmana sadece senden bir şeyler alacağı zaman izin verir.O yüzden var mıdır herkesin karalayacak bir şeyleri yoksa bomboş bir sayfa mı mutluluğa dair tüm düşüncelerin ?
  Bir insan uyanmak istemiyorsa berbat bir hayatı vardır.Yataktan kalkamayan ve aslında görünürde hiçbir sorunu olmamasına rağmen uzaklara baktığı her saniye tükenmeye devam eden insanlar.Peki ya geceleri asla uyuyamayanlar ? Gözlerini kapattıkları anlarda geçmişleri yüzüne vurur onların.Uyku onlar için asla gerçekleşmeyecek güzel bir hayalden daha fazlası değildir.Ulaşmaya çalıştıkları ama silüetinden başka bir şey göremedikleri belki de hiç olmamış ufak bir sahil kasabası gibi.Hiçbir zaman üstesinden gelemedikleri sorunlarla dolu olmamış bir hayat.Peki hiç olmayan bir hayat ne kadar berbat olabilir ? Ve duygu denen şey sadece kaybeden tarafta bulunan bir kusur mudur ?
 
  Hiç kimseyi ciddiye almamak gibi bir hastalığı vardı.Çünkü daha önce ciddiye aldığı herkes gitmişti.Gerçekleşmeyecek doğrulara göz kırpmak onu sadece yoruyordu.Her şey yok oluyordu.Sevdiği mevsimleri de almışlardı elinden.Düşüncelerini anlatan kelimeler her saniye daha da anlamsızlaşıyordu.Ağzından çıktıkları anda yere düşüp sadece sürünüyorlardı.Gün başlamak bilmiyordu.Havanın aydınlık olduğunu biliyordu yine de zamanını onun daha genç olduğu günleri düşünerek geçirmek aklını çeliyordu.Her şeye rağmen kalkmayı denedi.Yanının dolu olduğunu biliyordu.Ama orada nefes alan kimseyi göremiyordu.

  Bazı insanlar çok uzaktalardı.Bazı insanlar bizim asla gidemeyeceğiz yerlerdeydi.Yol nefes aldıkça daha da uzuyordu sanki.Ama bedeni yakında duruyordu.Aklı yolda değil sağ koltuktaydı.Kemeri takılı değildi.Belki de hayatta alabileceği en büyük riski almıştı.Söyleyecekleri hep dilinin ucunda kalıyordu.Sessizce kahvesinden bir yudum alışını seyretti.Gözleri dudaklarından çıkacak kelimelerle meşguldü.Oraya ait olmasında doğru olmayan bir şeyler olmalıydı.O an merak ettiği tek bir şey vardı.Yıldızları gökyüzünden yere indirmek göründüğü kadar kolay mıydı ?
 
                                                         ''I'm not much but I'm all I have''
                                                                                              Philip K. Dick
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder