11 Kasım 2013 Pazartesi

Orta Şekerli Göz Kapaklarım


  Kadınların anlaşılmaz olması bu sıfatı içten içe seviyor olmalarındandır.Erkek ise anlaşılmak ister ve buna göre yaşar.Çünkü her zaman biraz daha yalnız olandır erkek,kadınlar ise daha gerçekçi.Cesaret mi edemezlerdi yoksa veremezler miydi o yakınlığı kimseye.Hep biraz mahkumlar mıydı kendi duygularına ? Ya da sen hep korkar mıydın ışıklar kapandığında ? Unuturdu insan gözlerini kapadığındaki karanlığı.Şimdilerde ise bu kadar kabullenmişken siyahı sen aynı sen,ben aynı ben..
  Bir an için kapatmalıydı insan gözlerini ve hayatın vardiyaları olması gerektiğini düşünmeliydi.Gece ya da gündüz.İkisini birlikte yaşadığı için mutsuzdu insan.Kaldıramazdı aynı hayatın içinde hem geceyi hem de gündüzü.Ellerin aynı anda hem sıcak hem soğuk olamazdı.Havadaki bu ağırlık hem rutubet hem de ağzından hiç çıkmayan sözcükler olamazdı.Sen bir ya da iki olamazdın.Ve onun için mutsuzdu belki de uyuyamayan insanlar.
  Çünkü hayat hiç giyilmeyen bir pantolonun cebinde unutulmuş sakız gibi.Tadını yitirmiş,zamanından önce ölen ve olabildiğince yalnız.Aslında yalnızlık bir alınganlık biçimi.Alınabileceğin kimse olmadan hem de.Doyasıya sıkılmış ve egolu.Sürekli şikayetçi hareket etmekten.Ve uzaklaşmaktan delicesine korkan.Bu durum başka yerlere gidip yeni yaşamlar kurduklarında mutlu olacaklarına inanan insanlara benzer nedense.Çünkü sen nereye gidersen git kendini de yanında götürürsün.Hayatın,kaldırımların,sarılabildiğin her şey geride kalır; anılar ve keşkelerin seninle gelir.Peki ya onlara dair ne vardı ? Gidemiyordu,gidemiyordum ve o an orada olan herkes tüm gün boyunca susmanı seyredebilirdi.

  Yerçekiminden daha güçlü değildi iradesi.Yenilirdi,karşı koyamazdı o ıslaklığa.Bağlamazsan durmazdı o çünkü.’’Beni senin oyununu oynamak ve kaybetmek zorunda bırakacak mısın ?’’ Bunu duymaya alışıktı .Çünkü bu zamana kadar olanlar bir oyundan fazlası olmamıştı onun için.Peki ya şimdi ? Hiçbir zaman sayılmayan o bedenler onun gelişinden sonra vücuduna kazınır olmuştu.Ara sıra ortaya çıkan o gölge her dokunuşta bir iz daha bırakıyordu.Yalnız yürümekten farkı neydi ? Üzerine bastığı çizgiler değişmemişti.Ama bu sefer Beyoğlu lanetli miydi ?
  Yüzünde çok derin bir uykusuzluğun izleri vardı.Belli çok düşünmüştü onun hakkında.Ama anlayamadığı bir şey yok muydu hiç ? Onun bile anlayamadığı.Gitme kal dediğinde duyduğu turuncu bir ‘’Bugün olmaz.’’ gibi.Bugünün çok uzun olduğunu bilmiyor muydu ? Çünkü turuncu gerçek olana dairdi.Gözlerini kapadığında karanlıktan korkan,hala iyi olandı.Yıllar sonra ilk kez dokunmak gibiydi.O ise geçmişte bir yerlerde boş bir parka sıkışmıştı.Salıncağa gidemiyordu.Kaydıraktan kayamıyordu.Elinde kırmızı bir balonla buz gibi kumları seyrediyordu.

                            ''Experience is simply the name we give our mistakes''
                                                                                                Oscar Wilde

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder