19 Kasım 2013 Salı

Kaybettiklerin Kadar


  Sadece sessizce durdum ve yavaş yavaş griye çalan ruhunu izledim.Öylesine bıkmış,öylesine nefret dolu ve yer yer parçalanmış.Eski ve yeni yara izlerin karşımda.Dokunuyorum,o hareket etmiyor.Cümlelerim yarıda kalıyor,o susuyor.Hiç açamıyor gözlerini.Çünkü soğuyor gittikçe aynalar.Sen karşısında nefes almaya çalıştıkça giderek ağırlaşıyor.Sen bakamıyorsun aynaların yüzüne.İtiraf etmesini mi bekliyorsun acımasızlığı yoksa her şeye rağmen sana bir şarkı söylemesini mi ?
  Her şey çok eski bir duvara hiç okunmamak için yazılmış bir yazı gibi.Evlerinde ışıkların yanmadığı bir mahallenin kirli sokaklarındaki kalın puntolu bir yazı.Dışarıda tek başına oynamaya çalışan bir çocuğun saatlerce boş gözlerle izleyeceği ve sadece ölmeden önce anlam kazanan bir yalnızlık hali.İnsan kabul edemezdi bunu.O çocuk gibi sokakta tek başına eğlenmeyi deneyemezdi.İnsan yorgundu.İnsan,hep eksik kalandı.
  Herkes yalnız kalmaktansa parçalara ayrılmayı tercih ediyordu.Uğraşıyorlardı ve sessizce tatmaya devam ediyorlardı sadece.Yanındakinden habersiz,olabildiğince uzak ve karanlık.Belki de hayatınızı değiştirecek insanlar yolda yürürken sessiz sedasız geçiyorlardı yanınızdan.Belki de kurulan umutsuz düşleriniz bile fazlasıyla iyimserdi ve tamamlanmış cümleler eksik kalmışlara göre daha az acı veriyordu.Keşkeleri öldürüyordu insanı,ciğerlerinin üstünde duran o yoğun ve adını koyamadığı şey bitiriyordu alamadığı nefesleri.Ketçapla mayonezi karıştırdığında bir daha ayrılmıyorlardı,sonsuza dek.Bir kadının sigarasından çıkan duman asla içine dönmüyordu.Geri dönemiyorduk.Seçmek bu yüzden zordu.
 
  O sabah baktığı her şey gözüne daha farklı görünüyordu.Üzerinde adını koyamadığı bir ağırlık vardı.Kendinden birkaç santim uzakta seyrediyordu her şey.Kendi bile.Yanı boştu.Aynalar geldi aklına.Gözlerini duvardan bir saniye bile ayırmadı ve acıyla karışık buruk bir gülümseme oturdu yüzüne.Söyleyemediklerini her gece farklı bir duvara yazıyordu.Çünkü geçen bütün o saatlerde kendini daha iyi biri olabileceği düşüncesiyle kandırabiliyordu ve daha az yalnız.Günler geçtikçe elleriyle bırakıyordu kendini girip çıktığı odalara.Herkes uzaklara yürüyordu ve İstanbula artık kış gelmiyordu.
  Ona hayatı sevmeyi öğretenleri asla affetmemişti.Onlar bir şekilde kendi mutluluklarını yaratanlardı.Duyguları olanlar.İstanbulda yıldız görmek gibiydi onlara dair her şey.Her hafta vermemek üzere aldığı hediyeler gibi.Onlar unutulmayanlardı.Biliyordu nereye giderse gitsin asla yeterince uzakta olamayacaktı.Asla yeterince gülemeyecekti ya da hiçbir zaman normalleri olmayacaktı.Ve o güneşi tutuyordu ellerinde şimdi.Çok sıcaktı ve aydınlık.Ama deniyordu adımlar atmayı.Hep böyle kalmalıydı.Yanmayı öğrenmeden ona kimse yaklaşamamalıydı..

             ''Being alone never felt right.Sometimes it felt good,but it never felt right.''
                                                                                          Charles Bukowski

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder