Bir merhaba yetiyor tüm hoşçakalları unutturmaya.Küçük bir merhaba siliyor her şeyi.Bir merhabayla koskoca bir hayat sokuyorsun yaşantına.Başka anılar,başka öfkeler belki başka mutluluklar ve başkaları.O yüzden iyi seçmelisin merhaba diyeceğin insanları.Alamayacağın sorumluluklara merhaba demeyeceksin.Kırılıyorsun yoksa yavaş yavaş.Parça parça dökülüyorsun.Sen toparlanmaya çalıştıkça sadece batıyorsun.Ayaktayım diyorsun,tamam artık oldu diyorsun,sen sabah olduğunda sadece eve dönüyorsun.Çünkü hiç şikayet etmeyecek kadar mükemmel bir talih asla bulamazsın.
Her kalbin
rahatlamak huzur bulmak için çekildiği bir köşesi vardır.An gelir uzak olmak
istersin.Çok sevdiğin üçlü koltuğa,kaldırımlara.Patates kızartmasına mesela
veya kar kürelerine.Hoşuma gidiyor dediğin her şeye.Çünkü bazen düşünceler
büyük bir baş dönmesi gibi arkanda belirirler.Kafanın içinde konuştuklarını
duyarsın.Ama siyah daha önce hiç olmadığı kadar.Miden bulanır,kasılırsın.İçinde
bir şeylerin yükseldiğini hissedersin.Sıcak..Sanki uzun zaman önce seni
bırakmış birinin çıkıp gelmesi gibi.Tanıdık ama alışık olmadığın.
Hiç yaşamamış bir
şeye baksaydın şu anda hiç dokunmamış ya da hiç güneş görmemiş birine ne
hissederdin ? Elinde cennetin haritasını tutan birine güvenebilir miydin ?
Küllerine batan bir anka gibi yaşlı ve hüzünlü.Bir günü diğerinden ayıramayan.Loş
bir odada yüzüne vuran karanlık gibi.Vaktinden önce,zamansız,soğuk..Elinde boş bir bardak tutuyordu ve o an her
şey ikiydi sanki,ben bile..
Odadan tam çıkarken
arkasından kısık bir ses yapma dedi.Olması gereken yerden çok uzakta bedeninden
bağımsız bir şekilde öylece duruyordu.Havada ağır bir şeyler vardı.Hareket
etmeyi zorlaştıran,umutsuz bir şeyler.Ağzından kelimeler çıkıyordu ama ona
ulaşamadan karanlıkta kayboluyorlardı.’’Kal biraz daha gitme’’.Yavaşça arkasını
döndü.Sadece o tek nefeslik anda güneşin eskiden daha parlak olduğu geçti
aklından ve yüzüne sahte bir tebessüm oturttu.Gözlerine ise bambaşka bir
beden.Sonra..Sonra çıktı.
Ama aklında başka bir
şey vardı.Güzel bir şey.Buralara ait olmayan biri.Ona çok yakışırdı
aslında,kısa turuncu saçlar,kahve tonlarında bir fular,siyah çerçevesi olan bir
gözlük ve üstü açık bir araba krem rengi koltukları olan.Hafif bir şeyler çalmalıydı
radyoda.Kokusu bütün arabaya sinmiş olmalıydı.Tatlı ve ıslak..Konuşurken yola
değil uzaklara bakmalıydı ve gülümsemeliydi ara sıra her şey normale dönecekmiş
gibi.O yolda olmalıydı,varmak için değil huzuru aradığı için..
Çünkü kıştı o.Hızlı
hızlı attığı adımların altında ezilen kardı.Burnunun ucundaki soğuk,paltosuna
sarılırken aradığı sıcaklıktı.Kıştın sen.Soğuk ve sessiz.Olabileceğinden daha
yalnız.Her şeye rağmen gülümseyen.Dünyayı daha güzel,daha huzurlu hale
getirendin.Üstelik bunu siyahla yapandın..''Indupedita suis fatalibus omnia vinclis.''
Lucretius
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder