Yok
olmak gerekiyor bazen.Öyle kimselere haber vermeden,usulca.Hiç konuşmadan
mesela ya da hiç bahsetmeden kendinden.Belki kırılmış belki de biraz mutlu..Ya
da toplayacaksın valizlerini,veda edeceksin o çok sevdiğin sokaklara,tamamlayacaksın
yarım bıraktıklarını.Sonra..Sonra gidemeyeceksin.Çünkü etrafında döndüğün
dünyayı kovalarken sevdiğin gerçek şeyler senden uzaklaşıyor.Peki ya
hissetmediklerin ? Onlar da uzaklaşmaz mı giderek ? İnsanlar bırakmazlar mı arkalarında
? Evet en çokta onların fark edersin yokluklarını.Çünkü en son gideni
unutamazsın.Kapıyı her zaman hissetmediklerin kapatır.
Aslında hepimiz onca kalabalığın içinde o buz
gibi dünyamıza yoğunlaşmış yalnız insanlarız.Gerçeklerden tamamen kopmuş ve bir
o kadar da bağlı mutsuz insanlar..Her şeye rağmen mutluluğu aramak doğru mu peki
? Çünkü siz yaşamak için mutlu olmak zorundasınız. Ben değilim.Çünkü
mutluluklar kimsesizdir.Alışamazlar.Öyle kolay kolay da duramazlar bir yerde.Peki
bu istek bir bahanem olsa da gitmesem isteği mi yoksa bahanelerimin de benimle
gelmesini mi istiyorum ara sıra ?
Acılar vardır öldürmez insanı.Bazılarının
öfkeyle doldurur içini.Bazılarına ise fazla gelir doğana teslim eder seni.Kimileri
ise öyle iyi saklar ki acısını anlamazsın gözyaşlarını görmeden.Yıllarca hiç bıkmadan.Hiç
bitmeyen bir savaş gibi.Her gün daha fazla yıkan,gittikçe kanayan,sonu
olmayan..Acılar vardır ölmek istersin.Sen istesen de,şimdi öldüm desen de istemekle
olmuyor. Canın gerçekten yanmadıysa şu hayatta hep biraz eksik
kalacaksın.Çektiğin acı kadar insansın çünkü ne eksik ne de fazla.
Ona ne mi oldu ? Alıştı.O sahip olduğundan fazlasını yitirdi.En baştan..Her
sabah yola çıkmamak üzere terk ederdi bu şehri.Hava kapanırdı,yağmur yağardı,ıslanırdı,üşürdü
bazen.İnsanları seyrederdi ama bakamazdı yüzlerine.Çünkü kendini görmek en
büyük korkusuydu bir zamanlar.Bakıldığında ne kadar sığ değil mi ? Samimiyetten
kaçan,duygulardan kaçan sürekli bir kaçış hali.Ama kullanılmaya da alışıktı
o.Sanırım yüzüne vurulmasına da alışacaktı.Çünkü bir düşe sahip olmak için onun
kadar hayal kırıklığına uğramamış olmalıydın.
Geride bıraktığı her gecede küçülüyordu.Azaldığını,yok
olmaya yüz tuttuğunu her solukta anlıyordu.Her çığlıkta kendinden bir parça mı
buluyordu onlar da yoksa her derin nefeste bir parçasını mı bırakıyordu.Bir
basamak aramıyordu kesinlikle.Uzun zaman sonra ilk kez bir şey istemişti
hayattan.Tek bir şey.Merdivenler bitmemeliydi.Ama içinde değişen bir şeyler
vardı.Yeni.Daha öce tadına bakmadığı.Ve duygular ona her zaman çekici
gelmişti.Ulaşılmaz olduklarını düşünürdü hep.Aşk,acı,nefret,tutku..Bir kadının
dokunuşunda hepsinden biraz vardı.O ise sonbahardan sarıyı almıştı,belki biraz
da mor ama en çokta maviydi.Huzurluydu..''Your happiness is your sadness without mask.''
Khalil Gibran
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder