Hayatınızı programlamadan yaşamaya çalıştınız mı hiç ? Öylesine işte ne kaygılarınız ne değerleriniz ne ön yargılarınız.Denediniz mi hiç anlık seçimler üzerine sıfırdan bir yaşam kurmayı ? Sağ ya da sol siyah ya da beyaz üçüncü bir seçenek olmadan,hareketsiz kalmadan.Çünkü hayat ne istekleriniz ne de planlarınız,sadece seçimleriniz elinizde kalan.En basit görünen yollar bile her şeyi tamamıyla değiştirebilir.O gün seçtiğiniz tişört bile çok farklı bir hayat anlamına gelebilir.İşiniz,çevreniz,duygularınız bile değişebilir yaptığınız bir seçimle.Sadece bir saniye,sonra her şey bambaşka.
Hayır o kadar fütursuz olamadınız siz hiçbir zaman.Ne o kadar cesursun sen ne de o kadar aptal .Hayır değilsin.O yüzden okuma bunları çocuk.Yapma bunu kendine.Gelme çünkü senin canın yanacak.Tek başına kaldığında sessizce ağlayan sen olacaksın,sen arayacaksın teselliyi başkalarında.O yüzden çok geç olmadan git çocuk,diğerleri gibi sende karış yağmurlara.Çünkü sen sabah uyandığında ben çoktan gitmiş olacağım.Ve beklemek birine dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar saçma olacak..
Peki ya o ? O ne iyi
ne de kötü aslında her zamankinden daha farklı değil.O alışık bırakıp gitmeye o
yüzden ne zaman baksanız geriye bıraktığınız yerde bulursunuz onu.Devam eder
siz yokken aynı şeyleri yapmaya sadece daha fazla yaşanmışlık,daha fazla beden
ve hayal kırıklığı.Onu özleyecek birilerine mi ihtiyacı vardı ? Kimseye
dolduramaz mıydı sayfalar ? Seviştiğinde uyuşturan kalpsiz bir beden miydi
sadece ? Cevapları bilinmeyen sonsuz sorular vardı bu aralar önünde.Birileri
geliyor,bir şeyler söylüyorlar ve sonra..Sonra ağlıyorlardı.Onlar hep ağlar
zaten.Geç fark etti aslında bedenler bırakmıyordu geride.Hikayeler,anılar,umutlar
yok ediyordu her seferinde.Karşısına farklı hayaller,farklı hayatlar çıkıyor ve
sadece karanlıkta kaybolup gidiyorlardı.
Çok denedi aslında her
şeye onların penceresinden bakmayı .Birini kaybetmekten delicesine korkmanın ne
olduğunu biliyor muydu ? Birinin hayatından avucundaki kum taneleri gibi akıp
gitmesini ve hiçbir şey yapamadığındaki o çaresizlik hissini ? Peki,birine asla tam olarak sahip olamamanın
ağırlığını yaşadı mı hiç ? Hem evet hem hayır aslında.Çok eskide kalmıştı bu
tarz şeyler onun için ama nasıl şeyler olduklarını kesinlikle biliyordu.Çünkü o
biri hem vardır hem de yoktur.Biri hem sizindir hem de asla değil.Biri hem
hissettikleriniz hem de hissizliğinizdir,hem içinizdeki kahkaha hem de
sessizliğinizdir.Şimdi duyguları olmasa da hayatında,geçmişini asla unutmazdı.Şu
an olduğu kişiyle alakası olmasa da o birileri her zaman vardı.
Aslında nasıl
biliyor musun ? Onun için her saniye daha da kararıyor eve dönüş yolları.Odasına
bile girmeye korkar oldu sanırım.Ya da bu gerçekten korku muydu ? Korku nasıl bir
şeydi ? Sıcak ? Soğuk ? Peki nasıl kokardı ? Bir kadının ıslak teninden
damarlarına akarken onlara hissettirdiklerinde,her dokunuşta,her çığlıkta var
mıydı biraz korku ? Yalnızlığından gurur duyar mıydı hiç ve tanrıdan af diler miydi
başına gelenler için ? Yoksa fazla mı melankolikti her zaman ki gibi.Sonra ne
mi oldu ? Çıktı gitti 2 saat sonra tekrar görüşecekmiş gibi. Herkesin
tekrarlamak istediği bir hataydı sadece.Var mıydı her gece ışıkları açık tutan
birileri,belki gelir diye..
''It's very lonely sometimes,trying to play god.''
Oliver Wendell Holmes
''It's very lonely sometimes,trying to play god.''
Oliver Wendell Holmes
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder