28 Eylül 2013 Cumartesi

Yarı Sakin Ruh Halleri

 
  Hayatınızı programlamadan yaşamaya çalıştınız mı hiç ? Öylesine işte ne kaygılarınız ne değerleriniz ne ön yargılarınız.Denediniz mi hiç anlık seçimler üzerine sıfırdan bir yaşam kurmayı ? Sağ ya da sol siyah ya da beyaz üçüncü bir seçenek olmadan,hareketsiz kalmadan.Çünkü hayat ne istekleriniz ne de planlarınız,sadece seçimleriniz elinizde kalan.En basit görünen yollar bile her şeyi tamamıyla değiştirebilir.O gün seçtiğiniz tişört bile çok farklı bir hayat anlamına gelebilir.İşiniz,çevreniz,duygularınız bile değişebilir yaptığınız bir seçimle.Sadece bir saniye,sonra her şey bambaşka.

  Hayır o kadar fütursuz olamadınız siz hiçbir zaman.Ne o kadar cesursun sen ne de o kadar aptal .Hayır değilsin.O yüzden okuma bunları çocuk.Yapma bunu kendine.Gelme çünkü senin canın yanacak.Tek başına kaldığında sessizce ağlayan sen olacaksın,sen arayacaksın teselliyi başkalarında.O yüzden çok geç olmadan git çocuk,diğerleri gibi sende karış yağmurlara.Çünkü sen sabah uyandığında ben çoktan gitmiş olacağım.Ve beklemek birine dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar saçma olacak..

 

  Peki ya o ? O ne iyi ne de kötü aslında her zamankinden daha farklı değil.O alışık bırakıp gitmeye o yüzden ne zaman baksanız geriye bıraktığınız yerde bulursunuz onu.Devam eder siz yokken aynı şeyleri yapmaya sadece daha fazla yaşanmışlık,daha fazla beden ve hayal kırıklığı.Onu özleyecek birilerine mi ihtiyacı vardı ? Kimseye dolduramaz mıydı sayfalar ? Seviştiğinde uyuşturan kalpsiz bir beden miydi sadece ? Cevapları bilinmeyen sonsuz sorular vardı bu aralar önünde.Birileri geliyor,bir şeyler söylüyorlar ve sonra..Sonra ağlıyorlardı.Onlar hep ağlar zaten.Geç fark etti aslında bedenler bırakmıyordu geride.Hikayeler,anılar,umutlar yok ediyordu her seferinde.Karşısına farklı hayaller,farklı hayatlar çıkıyor ve sadece karanlıkta kaybolup gidiyorlardı.

  Çok denedi aslında her şeye onların penceresinden bakmayı .Birini kaybetmekten delicesine korkmanın ne olduğunu biliyor muydu ? Birinin hayatından avucundaki kum taneleri gibi akıp gitmesini ve hiçbir şey yapamadığındaki o çaresizlik hissini ?  Peki,birine asla tam olarak sahip olamamanın ağırlığını yaşadı mı hiç ? Hem evet hem hayır aslında.Çok eskide kalmıştı bu tarz şeyler onun için ama nasıl şeyler olduklarını kesinlikle biliyordu.Çünkü o biri hem vardır hem de yoktur.Biri hem sizindir hem de asla değil.Biri hem hissettikleriniz hem de hissizliğinizdir,hem içinizdeki kahkaha hem de sessizliğinizdir.Şimdi duyguları olmasa da hayatında,geçmişini asla unutmazdı.Şu an olduğu kişiyle alakası olmasa da o birileri her zaman vardı.

  Aslında nasıl biliyor musun ? Onun için her saniye daha da kararıyor eve dönüş yolları.Odasına bile girmeye korkar oldu sanırım.Ya da bu gerçekten korku muydu ? Korku nasıl bir şeydi ? Sıcak ? Soğuk ? Peki nasıl kokardı ? Bir kadının ıslak teninden damarlarına akarken onlara hissettirdiklerinde,her dokunuşta,her çığlıkta var mıydı biraz korku ? Yalnızlığından gurur duyar mıydı hiç ve tanrıdan af diler miydi başına gelenler için ? Yoksa fazla mı melankolikti her zaman ki gibi.Sonra ne mi oldu ? Çıktı gitti 2 saat sonra tekrar görüşecekmiş gibi. Herkesin tekrarlamak istediği bir hataydı sadece.Var mıydı her gece ışıkları açık tutan birileri,belki gelir diye..


                                ''It's very lonely sometimes,trying to play god.''

                                                                                 Oliver Wendell Holmes

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder